Bölüm 3
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Değerli kardeşlerim, İslam'ımızla gurur duymayı hedeflediğimiz ve Müslümanlar ile Müslüman olmayanların hal, gelecek, değer, mükafat ve akıbet bakımından eşit olmadığını hatırladığımız "Eşit Değiller" serimize devam ediyoruz. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ((Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, gölge ile sıcaklık bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz))... İman ile diri olanlar ve küfür ile şirk ile ölü olanlar. Müminin kalbi Allah üzerinde toplanmıştır. Bir şey isteyeceği zaman Allah'tan ister, yardım dileyeceği zaman Allah'tan yardım diler, Allah'tan başkasından korkmaz ve Allah'tan başkasından ummaz. Eğer yaratılanlar ona eziyet ederse, kusurun nerede olduğunu bilir... Allah'a isyan ettiği için insanların ona musallat edildiğini anlar. Bu yüzden tek derdi Allah'ı razı etmektir ve ondan sonra insanları memnun etmeyi düşünmez. Buna karşılık, imanı olmayan kişi müdürden, amirden, yöneticiden, bakandan, küçükten ve büyükten umar ve onlardan korkar. Kalbi yaratılanlar arasında dağılmış, parçalanmış ve bölünmüştür; onlardan umar, onlardan korkar ve onların yaratıcısı olan Yüce Allah'ı unutur. Allah, Zümer Suresi'nde bu iki grup için bir misal vermiştir: ((Allah, birbiriyle çekişen ortakların sahip olduğu bir adam ile sadece bir kişiye bağlı olan bir adamı misal verdi. Bu ikisinin durumu hiç bir olur mu? Hamd Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler (29))). Müşrik, hatta kalbinden Allah korkusu ve sevgisi uzaklaşmış olan Müslüman, bir grup efendiye ait köle gibidir. Bu efendiler kendi aralarında ihtilaflıdır ve her biri diğerine inat etmeye çalışır; hepsinin kurbanı ise bu köledir. Efendilerden biri köleyi gördüğünde, diğer efendilerin hizmetinden mahrum bırakmak için onu kendine çeker ve diğerlerine hizmet edecek nefesi kalmayacak kadar onu yorar! Onu bıraktığında ise başka bir efendi onu alır, istediğini yapmadığı için cezalandırır ve kırbaçlar; diğerinin onu zorla çalıştırmasını mazeret saymaz!... Bu kölenin halini, parçalanmışlığını ve dağılmışlığını hayal edin. Müminin misali ise, gücünün yettiği kadarını isteyen, kimseyle çekişmeyen, hata yaptığında mazeretini kabul eden tek bir efendinin hizmetçisi gibidir; çünkü efendisi onun kapasitesini ve yeteneklerini bilir, yaptığı işleri görür. Bu hizmetçinin görevi nettir: Efendisini razı etmek, emrettiklerini yerine getirmek ve kusur işlediğinde bağışlanma dilemek. Sonra Yüce Allah şöyle buyurur: ((Bu ikisinin durumu hiç bir olur mu?))... ((Bu ikisinin durumu hiç bir olur mu?)) Şüphe yok ki onlar... ((Eşit değiller)). Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.