Bölüm 9
Kardeşlerim, bugün Kur'an-ı Kerim'in ışığında mümin ile kafir arasındaki farkı incelediğimiz (Eşit Değiller) serisindeki konuşmamızı sonlandırıyoruz. Bu karşılaştırmanın çok uzun sürdüğünü belirtmek gerekir; zira bu anlam, Tevhid meselesinden sonra Kur'an'da en çok geçen anlamlardan biri olabilir, çünkü Tevhid'in ilk meyvesidir. Müminler hakkında Allah şöyle buyurmuştur: ((Onların göğüslerindeki kini söküp attık; kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar (47))) (Hicr). Kalplerin saflığı, sevgi, birliktelik ve huzur dolu bu güzel tablonun karşısında, kafirler hakkında ne dediğine bakın: İbrahim (aleyhisselam)'ın kafir kavmine söylediklerini naklederek şöyle buyurur: ((Dedi ki: Siz, sırf dünya hayatında aranızdaki sevgi uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü birbirinizi inkar edecek ve birbirinize lanet okuyacaksınız)) (Ankebut 25). Yani dünyada arkadaşlık ve dostluk adına bu batıl dine uydunuz, birbirinizle olan ünsiyetiniz Allah ile olan ünsiyetinizin önüne geçti. Kıyamet günü ise birbirinizden uzaklaşacak ve birbirinize lanet edeceksiniz. Ve Allah Teala buyurdu ki: ((Kafir olanlar dediler ki: Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağıda kalanlardan olsunlar (29))) (Fussilet). Subhanallah! Bunlar dünyada efendilerini yücelten, onlara dalkavukluk ve münafıklık yapanların ta kendileriydi. Efendilerini razı etmek için kullara zulmetmeye hazırdılar. Fakat kıyamet günü, kendilerini saptıran bu efendileri ayaklarının altına almayı talep ediyorlar.
Sonuç olarak, mümin ile Rabbi arasında nazik ve güzel bir diyalog geçer. Üzerinde ittifak edilen bir hadiste Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ((Allah Azze ve Celle cennet ehline: "Ey cennet ehli!" der. Onlar: "Buyur Rabbimiz, emrindeyiz, her hayır senin elindedir" derler. Allah: "Razı oldunuz mu?" buyurur. Onlar: "Ey Rabbimiz, mahlukatından kimseye vermediğini bize vermişken nasıl razı olmayalım?" derler. Allah: "Size bundan daha faziletlisini vereyim mi?" buyurur. Onlar: "Bundan daha faziletli ne olabilir?" derler. Allah: "Sizin üzerinize rızamı helal kılıyorum, bundan sonra size asla gazap etmeyeceğim" buyurur.)) Buna karşılık: Cehennem ehli ile Rableri arasında geçen son diyalog şöyledir: ((Dediler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bize galip geldi ve biz sapık bir topluluk olduk (106). Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, eğer tekrar dönersek artık biz gerçekten zalimleriz (107). Buyurdu ki: Orada alçaldıkça alçalın ve benimle konuşmayın! (108). Çünkü kullarımdan bir zümre: Rabbimiz, iman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın diyorlardı (109). Siz ise onlarla alay ettiniz, sonunda bu size beni anmayı unutturdu ve siz onlara gülüyordunuz (110). Bugün ben, sabretmelerine karşılık onları ödüllendirdim; şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir (111))). Bundan sonra kafirlerin Rableri ile olan kelamı kesilir. Çünkü onlara: ((Orada alçaldıkça alçalın ve benimle konuşmayın)) demiştir. ((Hayır, şüphesiz onlar o gün Rablerinden perdelenmişlerdir)). Sonsuza dek kendisinden razı olunanlar ile sonsuza dek perdelenenler bir olur mu? Hayır, vallahi eşit değiller. Kardeşlerim, İslam nimeti için Allah'a hamd edelim. Bugünden itibaren Kur'an okuduğumuz her an şu anlamı arayalım: İlkelerde bir değiliz, değerde bir değiliz, mükafatta bir değiliz ve akıbette bir değiliz. Bir değiliz! İslam'ımızı hiçbir şey uğruna kaybetmemeye özen gösterelim. İnsanlık Rablerinden perdelenmeden önce, onlara bir rahmet olarak bu dini yaymaya gayret edelim. ((De ki: Çalışın! Yaptıklarınızı Allah da görecek, Resulü de, müminler de. Sonra gaybı da görüneni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir (105))) (Tevbe). Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.