Bölüm 20 - İtaati İstemeyerek Yapmanın Tehlikesi
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Kardeşim... Allah'a itaat etmen yetmez, aksine bu itaati severek yapman gerekir. Bu, zihnimizden kaçan önemli bir anlamdır. İtaatin Allah katında makbul olması için onu severek sunmamız gerekir. Zekat vermen yetmez, bu itaati yerine getirdiğin için mutlu olarak vermen gerekir. Doğru tesettürü ve cilbabı giymen yetmez, onu severek giymen gerekir. Çoğu zaman sunduğumuz itaati sevmediğimizi belli eden bir şekilde davranıyoruz, bu yüzden o itaat bulanıklaşıyor. - Bir adamın bana sorduğunu hatırlıyorum, dedi ki: Bir boyacıya yeni evimi boyaması için bir miktar para verdim ama boyacı beni dolandırıp kaçtı. Onun aldığı bu meblağı zekattan sayabilir miyim? Allah yardımcımız olsun. Kardeşlerim, zekat bu ruh haliyle eda edilmez. - Müslüman bir kız, tesettüre girmek istediğinde şer'i şartlarını bilir ama maalesef bu şartlara uyanı az bulursun... Bol olması, kalın olması, süslü ve işlemeli olmaması... Şer'i tesettürden her türlü yolla kaçmaya çalışmak, bu itaate olan sevgini mi gösterir? Farz namazı vaktinin sonunda kılan ve sanki İsveç jimnastiği yapıyormuş gibi hızlıca yatıp kalkan kişi namazı seviyor mudur? Kardeşlerim ve bacılarım, konu ciddidir; çünkü itaatin kabul edilmesi veya reddedilmesi ile ilgilidir. Bunun delili nedir? Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ((Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen şey, sadece Allah'ı ve Resulü'nü inkar etmeleridir)) Bu durum (inkar) çok şükür bizde yok, ama sonrasını dinleyin, amelin kabulüne engel olan diğer şeyleri dinleyin: Yüce Allah buyuruyor ki: ((Namazı ancak üşenerek kılarlar ve harcamaları da ancak istemeyerek yaparlar))... Namazı tembellikle ve sevmeden kılarlar, zekatı da eda etmekten hoşlanmayarak verirler. Demek ki itaatten hoşlanmamak, onun kabulüne engeldir. Dikkat edin... Sözümüz itaate eşlik eden meşakkati ağır bulmak hakkında değildir. - Örneğin uyuyan birine sabah namazına kalkmak ağır gelebilir, bu onun imanından bir şey eksiltmez. Fakat kalkıp abdest alıp namaza başladığında namazını sever ve Rabbine itaat ettiği için mutlu olur. Onunla, namazı tembelce kılan, namazında Allah'ı pek az anan ve namaz bittiğinde sanki sırtından ağır bir yük atmış gibi olan kişi arasında dağlar kadar fark vardır! - Doğru bir şekilde tesettüre giren kişi, bazı gafiller ona laf attığında üzülür ama tesettürün kendisini sever, Rabbinin emrine uyduğu için sevinir ve Allah'ın bunu kendisi için meşru kılmasındaki hikmetini hisseder. Onunla, kimse laf atmasa bile doğru tesettürden nefret eden ve ondan sıyrılmak için binbir yol arayan kişi arasında dağlar kadar fark vardır. Öyleyse kardeşlerim ve bacılarım, Allah Azze ve Celle'ye her itaat sunduğumuzda kendimize soralım: Biz bu itaati seviyor muyuz? Göğsümüzün ferahlaması ve Allah'ın emrini en mükemmel şekilde yerine getirmemiz bize cevap verecektir. Eğer cevap aksi yöndeyse, Allah'ın izniyle başka bölümlerde bize itaati sevdirecek tedavi yollarını ele alacağız. Ve hatırla ki, bazı insanların amellerinin kabulünü engelleyen şey şudur: ((Namazı ancak üşenerek kılarlar ve harcamaları da ancak istemeyerek yaparlar)) Allah'tan kalplerimizi ıslah etmesini ve amellerimizi kabul etmesini dileriz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.