Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Değerli kardeşlerim, geçtiğimiz iki bölümde Yüce Allah'ın şu buyruğunda kalmıştık: ((Yetimin malına, o en güçlü çağına erişinceye kadar, en güzel yöntemle olanı dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın.)) Burada kardeşlerim, Allah Azze ve Celle'nin, kullarının başkalarının hakları konusunda titiz olmalarını, bu konuda gevşeklik göstermemelerini, insanı başkasının hakkı pahasına dünya nimetlerinden daha fazlasını almaya teşvik eden kötülüğü emreden nefse karşı uyanık olmalarını istediğini görüyoruz. Ancak Allah Azze ve Celle aynı zamanda kullarının darlığa ve zorluğa düşmesini, başkalarına zulmetmekten sakınmanın bir vesvese haline gelip Müslümanın huzurunu bozmasını ve onu aşırı bir korkuya sürüklemesini istemez. Bu nedenle, yetim malına iyilikle yaklaşma ve ölçü ile tartıyı tam yapma emirlerinden sonra, Rabbimiz Azze ve Celle'den sıkıntıyı kaldıran nazik ve lütufkar kelimeler gelir: ((Biz hiçbir nefse gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemeyiz)). Bu ifade, ilahi vasiyetler dizisi arasında, vasiyetlerin akışını kesse bile bu noktada bu hatırlatmanın gerekliliğini hissettiren, bireyin benliğinde gerekli dengeyi kuran ve aşırı korkunun ona galip gelmesini engelleyen dikkat çekici bir ara cümle olarak gelmiştir. Ayetin akışını benimle takip edin: ((Yetimin malına, o en güçlü çağına erişinceye kadar, en güzel yöntemle olanı dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz hiçbir nefse gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman, yakınlarınız bile olsa adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte hatırlayıp öğüt alasınız diye Allah size bunları vasiyet etti.)) Eğer satıcı, alıcının hakkını vermek için çaba sarf eder de farkında olmadan bir eksiklik meydana gelirse, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir, onu bundan dolayı hesaba çekmez. Bu vasiyet, özünde titizlik ile hoşgörüyü, disiplin ile zorluğun kaldırılmasını birleştirir. Satıcının ihtiyat olsun diye ölçüde veya tartıda fazladan vermesi istenmemiştir. Evet, satıcının ihtiyat olsun diye ölçüde veya tartıda fazladan vermesi istenmemiştir. Ondan istenen, alıcının hakkını eksiksiz vermek için elinden geleni yapmasıdır. Dikkat edin ki Yüce Allah (hiçbir nefse kapasitesinden fazlasını yüklemeyiz) dememiş, aksine ((gücünün yeteceğinden fazlasını)) demiştir; yani içinde genişlik, ferahlık, kolaylık ve huzur olanı kastetmiştir. Buna benzer bir ara cümle, İsra Suresi'nde bir dizi ilahi vasiyetin ortasında, özellikle de Yüce Allah'ın şu buyruğundan sonra gelmiştir: ((Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara "öf" bile deme, onları azarlama ve onlara güzel söz söyle. (23) Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, sen de onlara öyle merhamet et." (24) )). Burada hayırlı bir evlat, anne babasına karşı bir hata yaptığında, özellikle de onların üzerindeki hakkının büyüklüğünü bildiği için, inşa ettiği her şeyin yıkıldığını hissederek ümitsizliğe düşebilir. Bu ayetlerden hemen sonra Yüce Allah'ın şu buyruğu gelir: ((Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz salih kimseler olursanız, şüphesiz O, tövbe edenler (Evvabin) için çok bağışlayıcıdır. (25) ))... Yani: Eğer Allah sizin nefislerinizde iyilik iradesini ve anne babaya karşı gereken saygı inancını bilirse, bir öfke veya darlık anında onlara karşı sizden sadır olabilecek sürçmeleri ve hataları bağışlar; ancak tövbe etmesi ve bağışlanma dilemesi şartıyla. Bu hatasından dolayı ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmamalıdır. Yüce bir Rab! ((Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez)). Hikmet sahibi bir Rab, insanların birbirlerine karşı haklarını korur ve onları darlığa ve zorluğa düşürmeden vicdanlarını uyandırır. İslam nimeti için Allah'a hamdolsun. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.