Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Değerli kardeşlerim, bugün Rabbimiz Azze ve Celle'nin En'am Suresi'ndeki on emrinden yedincisi olan şu ayeti üzerinde duracağız: ((Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın)) Ölçü hacimler içindir; örneğin bir tüccarın iki avuç dolusu miktarı belirli bir fiyata satması gibi. Tartı ise ağırlıklar içindir. Adalet ise hakkaniyetli olmak ve eksiklikten kaçınmaktır. Dolayısıyla Rabbimiz Sübhanehu, insanlara tartarken ve ölçerken adaletli olmamızı, haklarını eksiksiz vermemizi emretmektedir. Şüphesiz buna mallarda hile yapmamak da dahildir. Eğer onlara hileli bir malı tam ölçüyle verirseniz bunun ne faydası olur ki?! Toplumlar bu ilahi vasiyete uysaydı hayatın ne kadar huzurlu olacağını hayal edin. Burada iki meseleye dikkat edelim: Birincisi: İslam'da inançlar ile muameleler arasında ayrım yoktur, hepsi Allah Teala'nın emrine boyun eğmelidir. Kimsenin: "Allah Teala'nın varlığına inanacağım, O'na ibadet edip O'nu seveceğim ama pratik uygulamalarımda Allah'ın emir ve yasaklarından sıyrılacağım" demeye hakkı yoktur. Birçok kişi bunu diliyle söylemez ama hal diliyle bunu yapar. Allah Azze ve Celle'nin peygamberleri insanlara tevhidi emrederken, aynı zamanda hakları ödemeyi ve eksik tartmamayı da emrediyorlardı. Şuayb Aleyhisselam'ın kavmine söylediklerine bakın: (Ölçüyü tam yapın, eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların eşyalarını eksiltmeyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın). Kavminin sadece Allah'a ibadet edip sonra O'nun emir ve yasaklarından sapması kabul edilemezdi; zira ticari işlemlerde Allah'a itaat etmek de bir ibadettir. İnsan ilişkilerini Allah'ın hükümleri dışındaki hükümlerle yürütmenin kabul edilebilir olduğunu düşünmek, Allah'a ortak koşma iddiası gibi inançta bir bozulmadır. Öyleyse... ((Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın)) İkinci mesele kardeşlerim: Maddi ölçü ve tartıda tamlık ve adalet, sahibini fikirleri, kişileri ve yöntemleri değerlendirirken de adaletli ve titiz olmaya alıştırır. Bir Müslümanın, kardeşinden birkaç gram pirinç veya un eksiltmekten sakınıp da, sonra o kardeşinin davranışını ve kişiliğini değerlendirirken onun iyiliklerini hiçe sayması, değerini düşürmesi ve sadece kötülüklerine odaklanması düşünülemez! Bu, pirinç ve un eksiltmekten daha kötü bir haksızlıktır. Eğer insanlara yiyecek veya içecekten birkaç gram eksik vermekten sakınmakla emrolunduysak, Allah katında dünyadan ve içindekilerden daha ağır gelebilecek iyiliklerini eksiltmekten sakınmamız hayli hayli gereklidir.
Rabbimiz Azze ve Celle'nin on emrinden yedincisi buydu... ((Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın)). Gelecek bölümlerde inşallah devam edeceğiz. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.