Ayetlerini Tefekkür Etsinler Diye - On Birinci Oturum
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi
Twitter Hesabı @Dr_EyadQun
Kişisel Facebook Sayfası https://www.facebook.com/EyadQunaibi
Twitter Hesabı @Dr_EyadQun
"Ayetlerini Tefekkür Etsinler Diye" programının bu on birince oturumunda YouTube ve Facebook üzerindeki takipçilerimizi selamlıyoruz. Yayın başında bir cihazdaki arıza nedeniyle meydana gelen teknik aksaklıktan dolayı özür dileriz, bu durum biraz gecikmemize neden oldu. Bugünkü sorularımız Kur'an-ı Kerim'in yirmi birinci ve yirmi ikinci cüzlerinden olacaktır.
Soru: Bazı insanlar, Allah'ın nimetlerine şükretmek ve bunun gereklerini yerine getirmek gibi tevhidin getireceği sorumluluklardan kaçınmak için Allah'ın birliğinden yüz çevirirler. Bugünün cüzlerinden, size bu anlamı hatırlatan bir ayetteki üç kelimeyi zikrediniz.
Tefekkür: Bu kelimeler Ankebut Suresi'nde geçmektedir: {Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca hemen ortak koşarlar. Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve dünyadan faydalansınlar diye. Yakında bilecekler!} Buradaki "lam" harfi "gerekçe bildiren lam"dır. Yani, nimete karşı nankörlük edebilmek için ortak koştular; çünkü tevhidi ikrar etselerdi, nimete şükretmeleri, maldaki Allah'ın hakkını vermeleri ve haramlardan sakınmaları gerekecekti. Onlar bunu istemedikleri için, bu sorumluluklardan sıyrılmak ve arzularının tadını çıkarmak adına ortak koştular.
Soru: Bugünün cüzlerinden, Allah'ın mahlukatı üzerindeki sürekli koruyup gözetmesini (Kayyumiyetini) anlatan bir ayet zikrediniz.
Soru: İnsanı rızık kaygısı taşımaktan uzaklaştıran, delaleti biraz örtülü olan (alışılmış açık ayetlerin dışındaki) bir ayeti zikrediniz.
Tefekkür: İmam Kurtubi bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: "Yani bir insanın rızkı bu yerlerde bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa, Allah onu o rızkın sahibine ulaştırana kadar getirir." Buradaki anlam, kulu rızık endişesiyle namazdan ve iyiliği emretmekten alıkoymamaya yöneltir; çünkü rızık bir kayanın içinde bile olsa mutlaka gelecektir.
Soru: İnsan genetik hastalıklara veya doğuştan gelen kusurlara baktığında, mahlukatın çokluğunun kasıtsız hatalara yol açabileceğini düşünebilir. Bu zannı çürüten bir ayet zikrediniz.
Tefekkür: Bu ayet, Allah'ın milyarlarca insan üzerindeki kudretinin ve kuşatıcılığının, tek bir kişi üzerindeki kudreti ve kuşatıcılığı gibi olduğunu teyit eder. Mahlukatın çokluğu sebebiyle yaratılışta "dalgınlık" veya "kasıtsız hata" sonucu hiçbir şey meydana gelmez. Aksine her şey bir hikmetle takdir edilmiştir; bizim yaratılış kusuru olarak gördüğümüz şeyler, "Yakin Yolculuğu" bölümlerinde detaylandıracağımız ilahi hikmetlere dayanmaktadır.
Soru: Günümüzde "hakikatin göreceliği" ve Müslümanların hakikati tekeline almadığı fikri yayılmaya çalışılıyor. Bu sözün batıl olduğunu gösteren bir ayet zikrediniz.
Tefekkür: Bu ayet, İslami kimliğin sulandırılmasının önünü keser; hak tektir, birden fazla olamaz. Ya Müslüman hidayet üzerindedir ve diğeri sapıklıktadır, ya da tam tersi. İslam hak olduğuna göre, onun dışındaki her şey apaçık bir sapıklıktır ve tevhidin asıllarında gri bir alan yoktur.
Soru: Allah'ın rahmeti, kafirin başına gelen musibetlerde bile mevcuttur. Size bu anlamı hatırlatan bir ayet zikrediniz.
Tefekkür: Yakın azap, dünya musibetleridir ve bunların amacı "belki dönerler" diyedir. Musibetle yapılan bu uyarı, aslında Allah'ın kafire, büyük azap (ahiret azabı) gelmeden önce Rabbine dönmesi için gösterdiği bir rahmettir.
Soru: Münafığın alametlerinden biri, müşriklere karşı yumuşak, müminlere karşı ise sert olmasıdır. Müminlere karşı kötü tutumlarını açıklayan bir ayetteki üç kelimeyi zikrediniz.
Tefekkür: Münafıklar din düşmanlarına sevgi ve yumuşaklık gösterirler; ancak korkudan emin olduklarında, keskin dillerini eziyet ve karalama ile müminlerin üzerine salarlar. Bu, ameli ve kalbi nifakın alametlerindendir.
Soru: Kur'an-ı Kerim'i göğüslerde ezberlemeye teşvik eden bir ayet zikrediniz.
Soru: Allah'ın, müşrikleri kendileri için hoş görmedikleri şeyleri (ortak veya kız çocukları gibi) Allah'a isnat etmeleri nedeniyle kınadığı bir ayeti zikrediniz.
Soru: İlmin üç mertebesini (içtihat, telakki/öğrenme, okuma) içeren kerim bir ayet zikrediniz.
Tefekkür: İbn Aşur şöyle demiştir: Ayet, ilim edinme mertebelerini kapsamıştır: "Bir bilgisi olmadan" (içtihat ve kazanım), "bir yol göstericisi olmadan" (bir mürşitten öğrenme), "aydınlatıcı bir kitabı olmadan" (doğru kitapları okuma).
Soru: Hiç kimse sizin kalbinizle hakka uymanıza engel olamaz; zalimin elinden gelen en fazla şey sizi zahiren engellemeye çalışmaktır. Sebe Suresi'ndeki bir ayette bu anlama işaret eden tek bir kelimeyi zikrediniz.
Tefekkür: Allah Teala'nın şu kavlinde: {Size hidayet geldikten sonra biz mi sizi ondan alıkoyduk?}, büyüklük taslayanlar, zayıf bırakılanların kendilerini saptırdığı iddiasını reddederler. Müstekbir (büyüklük taslayan), zor kullanarak "hak yolundan" alıkoyabilir; ancak kalbin bir eylemi olan ve vahyin nuruyla gerçekleşen "hidayetten" alıkoyamaz. Bu yüzden onlara: {Hayır, siz kendiniz suçluydunuz} demiştir, yani sapıklığı kalplerinizle siz seçtiniz.
Soru: Duaların kabul edilmesinin çeşitli yolları olduğu gibi, Allah yapılan iyilikleri de farklı şekillerde ödüllendirir. Bir ayette geçen ve size bu anlamı hatırlatan bir kelimeyi belirtiniz.
Tefekkür: Yüce Allah'ın: "Her neyi hayır yolunda harcarsanız, O onun yerini doldurur" buyruğunda, Allah verilecek karşılığın türünü sınırlamamıştır. Alimler (İbnü'l-Arabi ve İbn Aşur gibi) şöyle demiştir: Bu karşılık mal mülk, ahirette sevap, bedensel sağlık, evlatta bereket veya takdir edilmiş bir kötülüğün defedilmesi şeklinde olabilir. Dolayısıyla "onun yerini doldurur" ifadesi, ilahi karşılığın tüm türlerini kapsayan genel bir ifadedir.
Tefekkür (Devamı): Bu anlam, müminin kalbinde rıza ve yakin (kesin inanç) kapısını açar. Allah yolunda yapılan her harcamanın dünyada mutlaka nakit para olarak dönmesi gerekmez; aksine bu karşılık, size isabet edecek bir hastalığın engellenmesi, ulaşamayacağınız bir ibadete muvaffak kılınmanız veya kıyamet günü için büyük bir sevap olarak biriktirilmesi olabilir. Allah, kuluna ulaştıracağı karşılığın türü konusunda onun maslahatını en iyi bilen "Yaratıcı ve Rızık Verici"dir.
Böylece "Ayetlerini Tefekkür Etsinler Diye" programının on birinci oturum sorularının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yayının başında meydana gelen teknik aksaklıktan dolayı Facebook ve YouTube'daki takipçilerimizden tekrar özür diler, sabrınız ve seçkin katılımınız için teşekkür ederiz.
Katılımcılara Hatırlatma:
Allah'ım, Seni her türlü noksanlıktan tenzih eder ve Sana hamd ederiz. Senden başka ilah olmadığına şehadet eder, Senden bağışlanma diler ve Sana tövbe ederiz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.