Babasının Tırnaklarını Kesti ve Ünlüleri Geçti!
Platformlarda yankılanan her şey büyük değildir.
İnsanların gözünden kaçan her şey de küçük değildir.
Rakamların kalbindeki başarı tanımını yeniden yapmasına izin verme.
Platformlarda yankılanan her şey büyük değildir.
İnsanların gözünden kaçan her şey de küçük değildir.
Rakamların kalbindeki başarı tanımını yeniden yapmasına izin verme.
Kardeşlerim, ikinci mesaj şudur: Sosyal medya dünyası birçok insanın düşünce yapısını ve niyetini bozdu. Artık başarı rakamlarla ölçülür hale geldi. Bir paylaşıma bakıyorsunuz; kaç "beğeni" almış, kaç kez "paylaşılmış"... Eğer bu sayılar fazlaysa, bazı insanların gözünde bu, o sözün önemli olduğu, okunmaya ve paylaşılmaya değer olduğu anlamına geliyor.
Buna karşılık, takipçileri az olduğu için sözlerine itibar edilmeyen salih, tertemiz, takva sahibi ve akıllı insanlar olabilir. Oysa İslam, dış görünüşe göre hüküm verme fikrini yerle bir etmiştir.
Buhari, Sehl bin Sad'dan (Allah ondan razı olsun) rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Allah'ın elçisinin (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) yanından geçti. Allah'ın elçisi yanında oturan birine: "Bu adam hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordu. Adam: "Ey Allah'ın elçisi, bu halkın ileri gelenlerinden biridir. Vallahi böyle birisi bir kadına talip olsa evlendirilmeyi, birine şefaatçi olsa şefaatinin kabul edilmesini hak eder" dedi. Allah'ın elçisi (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) sustu.
Sonra başka bir adam geçti. Allah'ın elçisi yine: "Peki, bu adam hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordu. Adam: "Ey Allah'ın elçisi, bu Müslümanların fakirlerinden biridir. Bu kişi bir kadına talip olsa evlendirilmemeyi, şefaatçi olsa şefaatinin kabul edilmemesini, bir söz söylese sözünün dinlenmemesini hak eder" dedi. Bunun üzerine Allah'ın elçisi (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurdu: "Bu (fakir) adam, yeryüzü dolusu diğeri gibisinden daha hayırlıdır."
Şu ifadeyi derinlemesine düşünün: "Yeryüzü dolusu diğeri gibisinden daha hayırlıdır." Yani dünyayı ilk adam gibi milyarlarca insanla doldursak, Allah katında ikinci adamın değerine ulaşamazlar. Çünkü ölçü takvadır: "Allah katında en üstün olanınız, O’na karşı derin bir sorumluluk bilinciyle (takva) en çok sakınanınızdır." En çok takipçisi olanınız değil.
Ünlü bir kişi, milyonlarca insanın konuştuğu ve paylaştığı bir tweet veya video yayınlayabilir. Siz ise o sırada yaşlı babanızın ayak tırnaklarını kesmiş, onunla oturup gönlünü alıyor olabilirsiniz ve bunu Allah'tan başka kimse bilmez. Bu tırnak kesme eylemi için ne bir "beğeni", ne bir "paylaşım", ne de bir takipçi kazandınız; ancak bu yaptığınız Allah katında, o ünlünün paylaşımından çok daha büyük bir ödüle sahip olabilir.
Aynı şekilde hanım kardeşlerimiz; bazen rutin işler yaptıkları için hiçbir şey başaramadıklarını hissedebilirler. Şeytan onlara gelip şöyle der: "Neden falan kadının senden daha çok takipçisi var? Bak, paylaşımı nasıl binlerce etkileşim aldı. O senden daha mı zeki, daha mı güzel yoksa daha mı kültürlü?"
Ey hanım kardeşim, sen o gün çocuğunla ilgilenmiş, ona ruh sağlığını koruyacak, düşüncelerini sağlamlaştıracak veya dinine, Rabbine ve elçisine (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) olan sevgisini artıracak bir şeyler öğretmiş olabilirsin. Bu yaptığın iş için kimse sana "beğeni" veya "paylaşım" yapmadı; ancak sen, milyonlarca takipçisi olan ama ruhsal olarak boşlukta olan ve ilgisizlikten çocukları psikolojik sorunlar yaşayan o kadından Allah katında daha değerli olabilirsin.
Tüm bunlar, insanları etkilemeyi ve onlara faydalı bilgilerle yol göstermeyi küçümsemek anlamına gelmez. Aksine, niyetlerimizi kontrol etmemiz, başarı kavramını düzeltmemiz ve dış görünüşe aldanmamamız gerektiği anlamına gelir. Allah Teala şöyle buyurur: "Çoklukla övünmek (ve bunu yarıştırmak) sizi oyalayıp durdu. Ta ki kabirleri ziyaret edinceye (ölünceye) kadar." "Beğeniler", "paylaşımlar" ve takipçilerle övünmek de, kabirlere girdiğimizde bize hiçbir faydası olmayacak olan o oyalayıcı çokluk yarışının bir parçasıdır.