Giriş: Nasihatten Önce Kalpleri Hazırlamak
Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun değerli kardeşlerim. Nasihatimizin ve yönlendirmemizin etkili olmasını istiyorsak, insanlara öğüt vermeden önce yapmamız gereken şeyler hakkında konuşmaya devam ediyoruz. Bunlardan biri olarak onlara güler yüzlü ve tebessümle yaklaşmaya alıştırmayı zikretmiştik. Bugün ise diğer iki husustan bahsedeceğiz: Samimi övgü ve fazileti takdir etmek.
Bu yöntemler, kardeşinizin sizin gözünüzdeki iyi izlenimini kaybetmemek için çaba göstermesini sağlar. Ayrıca sizin onun eksiklerini avlamaya çalışmadığınızı, aksine onda güç ve güzellik noktalarını aradığınızı bilmesine vesile olur.
Birincisi: Samimi Övgü
Peygamber'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) Eşecc Abdülkays'a söylediği şu söze bakın: "Sende Allah'ın sevdiği iki özellik vardır: Hilm (yumuşak huyluluk) ve teenni (acele etmemek)." Bu, insanları fitneye düşürmeden onlardaki hayrı pekiştiren samimi bir övgüdür. Ömer (Allah ondan razı olsun) için ise şöyle buyurmuştur: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, şeytan seninle bir yolda karşılaşsa, mutlaka senin yolundan başka bir yola sapar." Bu söz, Ömer'in hak konusundaki gücünü pekiştirmiştir.
Elbette bu, Peygamber'in (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) vahiy yoluyla bildiği gaybi bir durumdur; ancak bizler de insanlarda gördüğümüz hayırlı vasıflar nedeniyle onlara sena edebilir, onları övebiliriz.
Sevginin Güzelliği Görmedeki Etkisi
Seyyid Kutub (Allah ona rahmet etsin) "Ruhun Sevinçleri" adlı eserinde şöyle der:
"Ruhumuzda sevgi, şefkat ve iyilik tohumları yeşerdiğinde, kendimizi birçok yük ve meşakkatten kurtarmış oluruz. O zaman başkalarına dalkavukluk etmeye ihtiyaç duymayız; çünkü onlara övgü sunarken samimi ve ihlaslı oluruz. Her insanın iyi bir yönü vardır, ancak biz ruhumuzda sevgi tohumları yeşermedikçe bunu fark edemez ve göremeyiz."
Öyleyse kardeşim, hataları olsa bile kardeşine şunları söylemen ne güzeldir: "Sendeki şu tebessümü seviyorum", "Seni gördüğümde moralim yükseliyor", "Hassasiyetini beğeniyorum", "Mütevazılığın çok güzel", "Vaktini iyi değerlendirmen takdire şayan." Eğer bu özellikler onda gerçekten varsa ve onu riyaya veya kibre sürükleyecek bir mübalağa içermiyorsa bunları söylemek iyidir.
İkincisi: Fazileti Takdir Etmek ve İtiraf Etmek
Fazileti ve iyiliği takdir etme konusuna gelince; Resulullah (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), Ensar'a olan minnetini şu sözlerle ifade etmiştir: "Vallahi, eğer isteseydiniz şöyle diyebilirdiniz ve hem siz doğru söylemiş olurdunuz hem de size inanılırdı: 'Sen bize yalanlanmış olarak geldin, biz seni doğruladık; yalnız bırakılmıştın, biz sana yardım ettik; kovulmuştun, biz seni barındırdık; yoksuldun, biz seni zenginleştirdik.'"
Tüm ümmeti üzerinde en büyük fazilet sahibi kendisi olduğu halde (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) iyiliği böyle takdir ediyordu. Peki, üzerimizde emeği olanlara karşı bizim durumumuz ne olmalı?
Nasihat Kapısı Olarak İyiliği Takdir Etmek
Babanıza veya annenize yaptıkları bir yanlış konusunda nasihat etmeniz gerekebilir. Bundan önce onlara olan minnetinizi ve onların üzerinizdeki emeğini dile getirmeniz daha iyi olmaz mı? Böylece kalplerini açarsınız ve bilirler ki sizin nasihatiniz; vefalı, asil ruhlu ve iyiliği unutmayan bir evladın nasihatidir.
Dolayısıyla, samimi övgü ve iyiliği takdir etmek, nasihatçi ve ıslah edici olmak isteyenler için Nebevi bir yöntemdir.
Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.