Kalbin hayatını Kur'an ile yenile ki ruhun imanla huzur bulsun. Onu gece gündüz oku ve onunla bağışlanma bulutlarının bol feyzini iste.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun değerli kardeşlerim. Geçen bölümde, Allah Teala'nın En'am Suresi'nde bize on vasiyette bulunduğunu ve bu vasiyetlerin, Müslüman olmayanlardan İslam'ı soranlar için muazzam bir cevap olduğunu belirtmiştik. Haydi, bu vasiyetleri kısaca gözden geçirelim.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "De ki: Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın."
Demek ki birinci vasiyet: O'na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Allah, söze bizi ancak kendisine kulluk etmemiz için yarattığı kendi hakkı ile başlamıştır. İslam hakkında bilgi edinmek isteyen o gayrimüslim kişiyi bir kez daha hayal edin; on vasiyetin Allah'ın hakkı ile başladığını, ardından anne-baba hakkına, sonra çocuklara, sonra topluma, yetimlere ve zayıflara geçtiğini görüyor ve içinde Muhammed'den (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) hiç bahsedilmiyor.
Belki de Müslümanların, Hristiyanların Mesih'e (selam üzerlerine olsun) taptığı gibi Muhammed'e taptığını veya Muhammed'in Kur'an'ı kendini yüceltmek için yazdığını düşünen bu dinleyici, birdenbire bunların kulların Rabbiyle ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzelten vasiyetler olduğunu görüyor. Muhammed burada sadece Rabbinden tebliğ eden bir elçidir ve kendisi için bundan başka bir makam iddia etmemiştir.
Mesih de şöyle demiştir: "Ey İsrailoğulları! Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer ateştir. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur." İşte birinci vasiyet: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.
İkinci vasiyet: Anne ve babaya iyilik etmektir. Dikkat edin kardeşlerim, Allah Teala "Anne ve babaya isyan etmeyin" dememiş, aksine isyanı terk etmenin ötesinde bir emir vererek onlara iyilik etmemizi, onları razı etmek ve kalplerine neşe katmak için çabalamamızı istemiştir. Sadece onlara karşı gelmekten sakınmak yetmez, mutlaka onlara ihsanda bulunmak gerekir. Sanki Kur'an, muhatap olan insanı, isyanın yasaklanmasına gerek duyulmayacak kadar yüksek bir seviyeye çıkarmaktadır; sanki kötülük yapmamak zaten olması gereken bir durumdur ve asıl istenen onlara en güzel şekilde iyilik etmektir.
Ayrıca Allah Teala'nın, anne-baba hakkını kendi hakkından hemen sonra zikretmesi, bu hakkın yüceliğini göstermektedir. Bu birliktelik Kur'an'da çokça geçer; Yüce Allah'ın şu sözü yeterlidir: "Biz insana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu zorluk üstüne zorlukla taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl içindedir. Önce bana, sonra da anne ve babana şükret." Allah, kendisine şükretmeyi anne-babaya şükretmekle bir tutmuştur. Buna şaşmamak gerekir; zira anne-babasına nankörlük etmeye alışmış birinin Allah Teala'ya vefalı olması beklenemez. Nitekim Peygamber (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara şükretmeyen, Allah'a da şükretmez." Ey kardeşim, senin şükrüne en layık olan insanlar anne ve babandır.
İşte bu ikinci vasiyettir: Anne ve babaya iyilik edin. Gelecek bölümlerde Allah'ın izniyle on vasiyete devam edeceğiz. Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.