Neden Müslümanım? İslam'ın hak din olduğunun garantisi nedir? Muhammed gerçekten Allah'ın elçisi mi? Kur'an gerçekten Allah'ın kelamı mı? Hatta, Allah gerçekten var mı? Neden Müslüman olmayanlardan İslam'ı incelemeleri ve ona iman etmeleri isteniyor da benim onların dinlerini öğrenmem gerekmiyor? İslam'daki cezalar neden var? Kölelik neden var? Fetihler neden yapıldı? Kötülük neden var? Savaşlar neden var? Zulüm neden var? Sahabeler neden ihtilafa düştü? Peygamberin sünneti gerçekten sabit mi? Sünnete uymak zorunda mıyım? Eğer İslam akıl ile çelişirse ne yapmalıyım?
Değerli dostlar... Bugün "Yakinin Yolculuğu" adlı yeni bir seriye başlıyoruz. Bu sorulara ikna edici cevaplar verecek miyiz? Allah'ın izniyle evet. Ancak ondan önce düşünceleri düzenlemek ve temelleri inşa etmek zorundayız.
Eğer aklımıza her bir soru takıldığında veya önümüze bir şüphe atıldığında imanımız sarsılıyorsa, o zaman imanımız ayakları çürük ve zayıf bir masaya benziyor demektir. Bu yüzden, üzerine hafif bir yük bile konsa bu masanın sallanması kolaydır. İmanı bu masa gibi olan kişi, bir şüpheyi çözmeye çalışırken diğeriyle zihni karışır; yakinin (kesin bilginin) serinliğini asla hissedemez. Hatta şüpheler üzerine birikir de sonunda imanı kırılabilir.
Bu serinin ilk hedefi, imanımızda dayandığımız doğru temelleri; yani sabit, güçlü ve ikna edici dayanakları açıklamaktır. İşte o zaman sorularımız olabilir, ancak iman masamız bunları taşır. Bizler bu soruların cevaplarını sadece Bakara Suresi 260. ayette geçtiği gibi "fakat kalbim mutmain olsun diye" bilmek isteriz. Eğer cevabı öğrenirsek ne ala; öğrenemezsek de onu, aklımızı kullanarak ulaştığımız bir imana dayanan "teslimiyet" alanına dahil ederiz ki bu, akılcı ve doğru bir duruştur.
Teslimiyetle birlikte öğrenme de devam eder. Her birimiz ilmi uygun kaynaklarından talep ettikçe, bu sorulara ikna edici cevaplar buluruz. Öyle ki, her soru İslam'ın doğruluğuna dair kanaati pekiştiren yeni bir dayanağa dönüşür. Doktor Muhammed Draz'ın dediği gibi: "Bilsinler ki, apaçık hakikatin karşısına dikilen her şüpheyi hakikat kendi lehine bir delile dönüştürecek ve onu kendi kanıt ve belgelerine katacaktır."
Bu temelleri inşa ettikten sonra, Allah'ın izniyle şüphelerle başa çıkma yöntemine geçeceğiz. Sorularımızı bilimsel bir yöntemle ve sakinlikle nasıl ele alırız? Hatta elimizden gelenleri, imanımızın kökleşmesini sağlayan yeni dayanaklara nasıl dönüştürürüz?
Dahası, asıl meseleye dönüp kendimize soracağız: Bu sorular neden içimizde uyandı? Bunların uyanması her insanda olan normal bir durum mu? Yoksa bazıları yaşadığımız psikolojik bir yenilginin belirtileri mi? Bu sorularla meşguliyetimiz; kendimize ve dinimize, etki araçlarını ve medyayı ele geçirerek düşüncelerimizi, hislerimizi, zevklerimizi ve ölçülerimizi yeniden programlamayı başaran düşmanlarımızın gözüyle bakmamızın bir sonucu olabilir mi? Öyle ki, bu durum bize güzeli çirkin, çirkini güzel gösteriyor olabilir.
Düşmanımızın dinimiz hakkında sorular ve sorunlar üretmesine izin vermek, bizim ise bazen savunmacı bazen de şüpheci bir konumda kalmamız, onurumuza ve insani bağımsızlığımıza yakışan bir duruş mudur? Serimiz hem ikna edici bir kanaat inşa etmek hem de İslami izzeti yeniden canlandırmak içindir.
Köklere, en temele döneceğiz. Yüce Allah'ın varlığının ispatından başlayacağız, sonra Muhammed'in -Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun- Allah'ın elçisi olduğunu ve Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğunu ispat edeceğiz. Ardından bu temeller üzerine sonrasını kolay, ikna edici ve Allah'ın izniyle keyifli bir yöntemle inşa edeceğiz.
Bu ilk bölümler kime hitap ediyor? Herkese: Ateiste, tereddüt edene, şüpheleri olana ve hatta mümin olana. Allah'a ve Resulü'ne, imanına asla şüphe karışmayacak kadar derin bir imanla bağlı olan mümin için bile mi? Evet. Neden? Hedef ne? Faydası ne? Bir mümin olarak bu konudan benim kazancım ne olacak? Sadece bir fayda değil, altı büyük fayda... Bunları Allah'ın izniyle bir sonraki bölümde öğrenecek ve üzerinde konuşacağız.
Değerli dostlar... Bu seri yakini pekiştiren, kalbi ferahlatan, pusulayı düzelten, kanıtı güçlendiren, azmi ateşleyen ve Allah'ın izniyle hidayet meşaleleri olmamıza yardım eden bir seridir. Bizi takip etmeye devam edin. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.