Allah'ın selamı üzerinize olsun. Daha önce, bazılarının Doktor Neval es-Saadavi'yi tekfir ettiğim (kafir ilan ettiğim) şeklinde anladığı bazı sözler paylaştım. Belki bazı takipçiler buna kızıp takibi bırakabilir. Bu yüzden şunu söylemek istiyorum: Özür dilerim.
Müslümanlara nispet edilenler arasında, adı geçen bu helak olmuş kişiyi savunanlar bulunduğu için önce Allah'tan, sonra O'nun Elçisinden (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) özür dilerim. Özür dilerim çünkü görünen o ki, ben ve insanları bilinçlendirmek için çalışan kardeşlerim henüz yeterli çabayı göstermemişiz; zira hala Müslüman olduğunu iddia edenler arasında Allah'ın yüceliğini takdir etmeyenler var. Ancak belki de tesellim şu ayettir: "Şüphesiz sen sevdiğini hidayete erdiremezsin."
Allah'tan ve Elçisinden (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) özür dilerim; çünkü Müslüman evlatları arasında, bu kadının küfürle nitelendirilmesini hala aptallıkla ve cahillikle kınayanlar var. Oysa biz bu kadını kendi sesi ve görüntüsüyle "Tanrı İstifasını Sunuyor" adlı bir oyun yazmakla övünürken duyduk. İslam dahil tüm dinlerin çelişkiler, ırkçılık, kadınlara baskı ve aldatmaca içerdiğini, Kur'an metinlerinin değiştirilmesi gerektiğini, gerçekte cennet ve cehennemin olmadığını, başörtüsünün ahlaka aykırı olduğunu, haccın putperest bir adet olduğunu ve Allah'a, Elçisine ve dinine karşı daha nice savaş açan sözlerini bizzat işittik.
Allah'tan ve Elçisinden (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) özür dilerim, sonra sözlerimi bu helak olmuş kişiyi savunanlara yöneltiyorum. Hatırlatmak isterim ki, burada "Belki ölmeden önce Müslüman olmuştur" diyenlerden bahsetmiyorum. Bu sözü söyleyenlerle daha önce "Belki ölmeden önce tövbe etmiştir" başlıklı konuşmamda tartışmıştım. Ben burada, onun hakkındaki tüm bu küfürleri bilip de hala "Onu tekfir etmeyin, kendinizi insanların üzerinde hakim kılmayın, sanki cennet ve cehennemin anahtarları sizin elinizdeymiş gibi davranmayın. Allah'tan onun için rahmet diliyoruz. Onun kararlılığına ve inançlarına bağlılığına saygı duyuyoruz" diyenlerden bahsediyorum.
Bu sözleri söyleyenler iki kısımdır:
Bir grup var ki, Neval es-Saadavi gibi birinin ölümünü fırsat bilip onu övmek ve yüceltmek için ortaya çıkar. Oysa onun hakkında, Allah'a ve Elçisine düşman olmasından başka hiçbir şey bilmezler. Bu tür insanlar, ölen kişiyi sevdikleri için değil, tıpkı o ölen kişi gibi Allah'a ve Elçisine kin besledikleri için onu överler. Zehirlerini açıkça kusup insanların önünde "Ben Allah'tan nefret ediyorum" diyemezler; bu yüzden Neval es-Saadavi gibi Allah'a düşmanlığını ilan edenleri övmek onlara yeter. Allah'a olan derin kinlerini ölülere karşı şefkat maskesi altında gizlerler ve söyledikleri her harfin hesabını yapmadan, Saadavi ve benzerleri için rahmet dileklerini tekrarlayıp dururlar.
Bu taklitçilere diyorum ki: Siz kimsiniz? Kimliğiniz nedir? İçinizdeki onur duygusunu harekete geçiren nedir? Sizin kırmızı çizginiz nedir? Allah'ın sizin katınızdaki değeri nedir? O'nunla alay eden ve O'na savaş açan birini savunmuş olarak Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız? Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. Siz Kur'an okumuyor musunuz? Onu düşünmüyor musunuz? "Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinde kilitler mi var?"
Bilmez misiniz ki, Kur'an'da en çok geçen ve en yoğun işlenen anlam, iman ile küfür arasındaki fark, mümin ile kafir arasındaki ayrımdır? Hiç mi okumadınız: "Allah'a ve Elçisine karşı gelenler, işte onlar en aşağılıklar arasındadırlar. Allah: 'Andolsun ki ben ve elçilerim galip geleceğiz' diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, azizdir. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, Allah'a ve Elçisine karşı gelenlerle dostluk ettiğini göremezsin." Hiç mi okumadınız: "Allah'ı ve Elçisini incitenlere, Allah dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır." Hiç mi okumadınız: "İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onları savundunuz, peki kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?"
Şöyle denirdi: "İnsanların en sapığı, dünyası için ahiretini satandır. Ondan daha sapığı ise, başkasının dünyası için kendi ahiretini satandır." Şimdi hiçbir şey karşılığında dinini satan, ne kendisi ne de başkası için hiçbir kazancı olmadan ahiretini satan yeni bir tür çıkarmamız gerekiyor; bunlar sadece Allah'a ve Elçisine savaş açarak ölmüş kişilere rahmet dileyerek dinlerini zayi edenlerdir.
Bu doktor hakkında zikrettiğimiz küfür sözlerini söyleyen ve bu hal üzere ölen birini, kıyamet gününe kadar savunsanız bile Allah onu bağışlamayacaktır; siz sadece onu savunarak ve onun için bağışlanma dileyerek kendi dininizi kaybedersiniz. Hiç mi okumadınız: "Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz." Kur'an'a karşı mı geliyorsunuz? Hiç mi okumadınız: "İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir."
Peygamberimiz (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: "Allah sizden cahiliye kibrini ve atalarla övünmeyi gidermiştir. İnsanlar ya takva sahibi bir mümin ya da bedbaht bir günahkardır. Siz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Bazı adamlar, cehennem kömürlerinden bir kömür olan kavimleriyle övünmeyi ya bırakırlar ya da Allah katında burunlarıyla pislik sürükleyen böceklerden daha değersiz olurlar." Bu ne demektir? Yani, atalarının ve dedelerinin müşrik olduğunu ve mazeretsiz olarak küfür üzere ölüp cehenneme gittiklerini bildikleri halde onlarla övünen Müslümanlar vardı. Peygamber (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) onları uyardı: Kim bu atalarla övünmekte ısrar ederse, Allah katında bir böcekten daha değersiz olur. Bu uyarı, Allah'a ibadet eden ama O'na ortak koşan atalarıyla övünenler içindir. Peki ya bizzat Allah ile alay eden ve O'na savaş açan biri hakkında ne düşünürsünüz? Bunu yapan kişi, Allah katında ve müminlerin gözünde böceklerden daha değersizdir. Onu öven, yücelten ve "Onun dik duruşuna saygı duyuyoruz" diyen kişi, Allah katında böceklerden daha değersizdir.
Ey bu helak olanı övenler, size ne oluyor da Allah'ın yüceliğini takdir etmiyorsunuz? Sizin aslında delillere ve açıklamalara ihtiyacınız yok; sizin uyanmanız için varlığınızı sarsacak sert sözlere ihtiyacınız var. "İşte onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara kendileri hakkında tesirli söz söyle."
Siz, bu helak olmuş yaşlı kadına bir ilkesi olduğu, ilkesine bağlı kaldığı ve inançlarında sabit durduğu için saygı duyduğunuzu söylüyorsunuz. Güzel, o zaman sizin de bir ilkeniz olsun; dininize sarılın, inançlarınızda sabit kalın ve onları yüceltin. Sizin Allah'a ve Elçisine karşı hiç mi taziminiz (saygınız) yok? Sizler; aidiyeti olmayan, sabiteleri bulunmayan, köklü bir inancı olmayan, din için dertlenmeyen, Allah ve Elçisini yüceltmeyen, Allah için sevip Allah için buğzetmeyen psikolojik olarak yenilmiş fikir bozuntuları mı olmak istiyorsunuz? Hani nerede: "Ben sizin taptıklarınıza tapmam, siz de benim taptığıma tapmazsınız. Sizin dininiz size, benim dinim banadır."
Siz, haksız yere tekfir edenlerden dolayı bir kompleks içine girmişsiniz, tamam. Ama dengenizi yeniden kurun ve hayatınız boyunca psikolojik komplekslerle hareket etmeyin. Eğer küfür ve iman yoksa, cennet ve cehennem niye var? Elçiler ve kitaplar niye var? Hiçbir din yoktur ki içinde kutsallar ve o kutsalları çiğneyenler için tehditler olmasın. Hiçbir inanç yoktur ki içine girenler ve dışına çıkanlar için sınırları olmasın.
Allah aşkına, eğer biri size küfretse, sizinle alay etse, size savaş açsa, size iftira atsa, insanları sizden uzaklaştırsa ve hayatını size karşı savaşmaya adasa; o öldüğünde "ilkelerine bağlıydı, o bir düşünür ve entelektüeldi" diyerek onu savunur musunuz? Peki neden konu Alemlerin Rabbi ve O'nun dini olduğunda kalpleriniz böyle ölü gibi oluyor? Allah ve O'nun dini neden sizin gözünüzde bu kadar değersizleşiyor?
Küfür ve iman, Allah Teala'nın sınırlarını belirlediği şer'i hükümlerdir. Bir Müslümanı iman dairesinden çıkarıp küfür dairesine sokmak nasıl bir cinayetse, Allah'ın sınırlarını çizdiği küfür dairesindeki bir kafiri oradan çıkarıp kendi keyfinize ve arzunuza göre iman dairesine sokmak da öyle bir cinayettir.
Mesele, dostlar, sadece entelektüel bir hobi değildir; aksine bu mesele üzerine dünyada ve ahirette hükümler bina edilir. Eğer biri kız kardeşinize veya kızınıza talip olsa ve onun Allah ile, O'nun şeriatı ile alay ettiğini öğrenseniz ve bunu kardeşinize söyleseniz: "Sana talip olan bu kişi ayetlerle alay ediyor, Peygamberle alay ediyor, Allah Teala ile alay ediyor" deseniz. O da size: "Ama onun ahlakı var, ben evlendikten sonra onu bu şeyleri bırakması için ikna ederim" dese. Siz ona: "Ama bu kişi kafirdir ve bir kafirin Müslüman bir kadınla evlenmesi helal değildir" dediğinizde, onun size: "Hayır hayır, sakın insanları tekfir etme" dediğini hayal edin. Allah yardımcımız olsun.
İslam'ınla izzetli ol, dininle gurur duy, dinini savunmanla iftihar et. Dininin en küçük bir parçasına bile dil uzatılmasını tahammül edilemez, ağır bir durum olarak gör. Allah için öfkelenin, O'nu yüceltin ve O'na yardım edin; O'nun dostlarını dost, düşmanlarını ise düşman edinin. Ancak bu şekilde Allah'ın kerem sahibi cemaline bakmaya hak kazanabilirsiniz. Kıyamet gününde Muhammed'e -Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun- şöyle diyebilmek için: "Ey Allah'ın Resulü! Senin sancağın altında olmak, senin zümrenle haşrolmak ve seninle birlikte cennete girmek için seni ve dinini savunduk." Allah yardımcımız olsun.