Mal mülk sahibi yoksullaşabilir, sağlıklı olan kronik bir hastalığa yakalanabilir, güvende olan korkuya kapılabilir, birini çok seven kişi sevdiğini kaybedebilir. Öyleyse, geleceğin bilinmezliğinden kaynaklanan korkudan nasıl kurtulacağınızı bilmek ister misiniz?
Basitçe, ne olursa olsun kadere razı olma kararı alın. Şimdi bu kararı verin ve şöyle deyin: "Allah'ım, kendimi Sana teslim ettim; ne olursa olsun beni kaza ve kaderine razı eyle, bana lütfunla muamele et ey Alemlerin Rabbi." Bilinmezlik korkusu ne zaman kalbinize gelse, razı olacağınıza dair ahdinizi ve sözünüzü yenileyin; Allah Teala'nın size olan yardımına güvenin.
Bunu yaparsanız, artık gelecekten korkmazsınız; çünkü o artık bilinmez olmaktan çıkmış, sizin için açık bir sayfa haline gelmiştir. Nasıl mı? Çok basit; bu kararı aldıktan sonra artık başınıza gelen her şeyin sizin hayrınıza ve menfaatinize olduğuna dair tam bir inanç içindesinizdir.
Peygamber (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmamış mıdır: "Müminin durumu ne hoştur! Onun her işi hayırdır ve bu durum mümin dışında hiç kimse için geçerli değildir." Bazı hayırlar güzel bir ambalaj içinde gelir, bazıları ise çirkin bir ambalaj içinde. İçindeki hediyelerin çok değerli, kıymetli ve yüce olduğunu bildiğiniz sürece ambalajın şekli sizin için çok önemli olur mu? Aynı şekilde, gelecekte olacak her şeyin sizin faydanıza olduğunu bilirseniz, bunun bir imtihan paketinde mi yoksa bir nimet paketinde mi geldiği sizi pek ilgilendirmez.
Öyleyse, bollukta şükretme ve darlıkta sabretme kararını verdikten sonra artık: "Gelecek benim için hayır mı yoksa şer mi getiriyor bilmiyorum" demeyin. Çünkü Peygamber'in (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) sözüne göre, bu durumda gelecek sizin için hayırdan başka bir şey getirmez.
İşin güzel yanı, Allah'ın izniyle geleceğinizi çizen sizsiniz. Mesele, sizi kaybolmuşluk vadilerine savuran bilinmez kaderler değildir; aksine, gelecekteki olayların sonuçlarını ve varacağı yerleri belirleyen sizsiniz. Olayların dış görünüşü artık önemli değildir: yoksulluk veya zenginlik, sağlık veya hastalık, sevdiklerin hayatta kalması veya vefatı... Allah'ın izniyle tüm bunları kendi menfaatinize ve hayrınıza dönüştürecek olan sizsiniz. Tek yapmanız gereken rıza gösterme kararını almaktır.
Sanırım şu an içinizden ne dediğinizi biliyorum. Şöyle diyeceksiniz: "Rıza kararı alsam bile, Allah benim razı olmamamı ve sabretmememi takdir edebilir." Bu korkunuzu ben değil, bizzat Allah Sübhanehu ve Teala giderecektir. Sözü Allah'tan daha doğru olan kim vardır? Allah Teala şöyle buyurmamış mıdır: "Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya (huzura) iletir."
Ayrıca bu korkunuzu, İmam Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyuran Allah Resulü (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) gidermektedir: "Kim sabretmeye çalışırsa, Allah ona sabır verir." Öyleyse siz ilk adımı atın ve kararı verin; "Ya Allah daha sonra sabretmememi takdir ederse" demeyin. Eğer siz sabretmeye gayret ederseniz, Allah Teala sizi sabırsız bırakmayacak kadar kerem sahibi ve merhametlidir.
Şöyle diyebilirsiniz: "Rıza kararı almaya çalışıyorum ama bunda samimi olmadığımı hissediyorum, çünkü belanın kaldıramayacağım kadar şiddetli olmasından korkuyorum." Allah'ın izniyle gelecek bölümlerde Allah'ın el-Hakim (hikmet sahibi) ve el-Muin (yardım eden) isimlerini tefekkür ettiğimizde bu korkudan da birlikte kurtulacağız.
Şöyle diyebilirsiniz: "Şu an Allah Teala'yı sevdiğim için bu kararı alabiliyorum, ancak büyük bir imtihanla karşılaşırsam Allah'a olan sevgimin zedelenmesinden korkuyorum." Allah'ın izniyle, şartlar ne olursa olsun kalbimizin Allah'ın beraberliği ve yardımıyla mutmain olması için, Allah Azze ve Celle'ye olan sevgimizi sağlam temeller üzerine yeniden inşa etmek için de birlikte çalışacağız.
Sizden şu an istenen tek şey rıza kararı almanız; Allah Azze ve Celle'nin hikmetine ve merhametine inanmanız, güvenmeniz ve kesin bir kanaat getirmenizdir. Ardından tam bir teslimiyetle rıza kararı alın ki, Rahman ve Rahim olan Allah'ın, Yüce Peygamberine yönelttiği şu hitabın kapsamına giresiniz: "Rabbinin hükmüne sabret; çünkü sen Bizim gözlerimizin önündesin (himayemizdesin)." (Tur Suresi: 48). Yani: Korkma, Bizim korumamız ve gözetimimiz altındasın; hilmimiz ve lütfumuz seni kuşatmıştır.
Rıza kararını verin, işte o zaman Allah Teala'nın sizi sevdiğini hissedeceksiniz. Peygamber (Allah'ın selamı ve bereketi onun üzerine olsun) şöyle buyurmamış mıdır: "Allah dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir, ancak imanı sadece sevdiğine verir." Rıza göstermek imandandır; eğer buna sahipseniz bilin ki Allah sizi seviyor. İşte o zaman, gelecekte başınıza ne gelirse gelsin Allah Teala'nın sizin için hayır dilediğinden emin olursunuz. Sizin hakkınızda şer dilediği halde sizi imtihan edip sonra da sizi razı etmesi mümkün müdür? Hayır, Allah'a yemin olsun ki, kadere karşı sabrınız ve rızanız, sadece O'nun sizin için hayır dilediği ve sizi sevdiği içindir.
O zaman Allah Teala'nın takdirlerine nasıl olumlu bakacağınızı görün. Bu işleri sizin için takdir eden, sizi seven sevgilinizdir; işleri ve kaderleri size olan sevgisiyle takdir eder. Size hastalığı takdir ettiyse sevgisindendir, yoksulluğu takdir ettiyse sevgisindendir. Allah'ın izniyle bu kararın sahibi olduğunuzda sizi kuşatacak olan huzur ve mutluluğa bir bakın.
Bölümün özeti: Korkudan sonsuza dek kurtulmak için rıza gösterme kararı alın. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.