Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun kıymetli kardeşlerim. Bugün "Şeriat'a Destek" serimizin beşinci bölümüyle birlikteyiz.
Şeriat'ın uygulanmasında kademeli geçişi (tedriciliği) savunan kardeşlerimiz, Allah'ın elçisinin (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) Muaz bin Cebel'i Yemen'e gönderirken ona şöyle buyurmasını delil getirirler:
"Sen Kitap ehli olan bir topluma gidiyorsun. Onlara vardığında, onları Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmeye davet et. Eğer buna itaat ederlerse, Allah'ın onlara her gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Eğer buna da itaat ederlerse, Allah'ın onlara, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek bir sadakayı (zekatı) farz kıldığını bildir. Eğer buna da itaat ederlerse, mallarının en kıymetlilerini almaktan sakın. Mazlumun bedduasından da kork, çünkü onunla Allah arasında hiçbir perde yoktur."
Bu hadis sahihtir ve Buhari tarafından rivayet edilmiştir.
Fakat kardeşlerim, bu hadiste Şeriat'ın uygulanması konusunda öne sürülen kademeli geçişe dair delil nerededir? Bu hadis bize ancak Şeriat'ı insanlara açıklarken önceliklere dikkat etmeyi öğretir. Kelime-i Şehadet İslam'a girişin anahtarıdır; namaz ve zekat ise Müslümanın derhal öğrenmesi ve uygulaması gereken İslam'ın en temel pratik rükünleridir.
Peygamber Efendimiz Muaz'a şöyle mi dedi: "Ey Muaz, eğer sana itaat etmez ve namaz kılmazlarsa, onları Şeriat'a aykırı mevcut kanunları üzere bırak ve aralarında alışageldikleri bu kanunlarla hükmet"?
Peygünber Efendimiz Muaz'a şöyle mi dedi: "Eğer sana itaat etmez ve namaz kılmazlarsa, onlarla çizilmiş bir zaman çizelgesine göre kademeli ilerle ve onlara Şeriat'ı zorla dayatmayacağını, aksine onlara danışacağını vurgula"?
Ona şöyle mi dedi: "Ey Muaz, Yemen'de yürürlükte olan kanunları iptal etmek ve yerine Şeriat kanunlarını koymak için uygun zamanı takdir etme yetkisi sendedir"?
Ona şöyle mi dedi: "Kur'an içkiyi bir kerede haram kılmadığına göre, sen de Yemen halkına onu bir kerede yasaklama"?
Peygamber Efendimiz Muaz'a şöyle mi dedi: "Eğer Yemen'de fakirlik ve güvenlik sorunu bulursan, Şeriat'ı uygulamadan önce ihtiyaç sahiplerine yemek sağla, işsizlere iş imkanı bul ve ekonomik başarını kanıtla"?
Ona şöyle mi dedi: "Başlangıçta inanç ve ahlak boyutuna odaklan, cezai hükümleri uygulama; çünkü Yemen halkı bunları ağır bulabilir. Eğer bir hırsız hırsızlık yapar veya bir zani zina ederse, aralarında kendi bildikleri hükümlerle karar ver"?
Peygamber Efendimiz Muaz'a şöyle mi dedi: "Şeriat pahasına olsa bile Yemen halkının rızasını kazanmaya çalış ve onlara çoğunluğun görüşüne saygı duyduğunu belirt ki sana isyan etmesinler veya Pers ve Bizanslılarla sana karşı iş birliği yapmasınlar"?
Ona şöyle mi dedi: "Yemen halkına, Şeriat'ı reddedenlerin saygın ve korunmuş bir grup olacağı, yeni Yemen toplumunun inşasında ve karar alma süreçlerinde yer alacakları konusunda güvence ver"?
Hadisin bizim bilmediğimiz, Peygamber Efendimizin (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) bunlardan birini söylediği bir rivayeti mi var? Peygamber'in Muaz'a böyle bir şey emretmesi hiç tasavvur edilebilir mi?
Ayrıca kardeşlerim, hadiste oruçtan bahsedilmemiştir. Eğer Peygamber Muaz'ı Ramazan ayında göndermiş olsaydı, Muaz'a söyledikleri o yıl Yemen halkından oruç istememesi gerektiği anlamına mı gelecekti? Eğer Muaz onlardan oruç tutmalarını isteseydi, onların deyimiyle Peygamber'in kademeli geçiş emrine muhalefet ettiği için günah mı işlemiş olacaktı?
Eğer Muaz Ramazan ayından hemen önce gönderilmiş olsaydı, o yıl Ramazan orucunu farz kılıp kılmama konusunda takdir yetkisi ona mı bırakılmıştı? Çünkü bahsettikleri o kademeli geçişin hızını belirlemeye yetkili olan o muydu?
Dahası kardeşlerim, İslam'ın hükümleri çok fazladır ve Peygamber bunlardan sadece Şehadet, namaz ve zekatı zikretmiştir. Peki ya diğer emirler ve hükümler? Peygamber'in; orucun, haccın, mazluma yardımın, faizin, içkinin, hırsızlığın, açılıp saçılmanın, karaborsacılığın ve rüşvetin yasaklanmasının uygun zamanını belirlemeyi Muaz'ın takdirine bırakması akla yatkın mıdır?
Kademeli geçişi savunanlar, Şeriat'ın hükümlerini ve yasama yönlerini uygulamadan önce başlangıçta inanç boyutuna odaklanılması gerektiğini söylüyorlar. Oysa Peygamber inanç boyutundan sadece Şehadeti zikretmiştir. Eğer Peygamber'in zikrettikleri sınırlayıcı olsaydı, bu durum Muaz'ın Yemen halkına ahirete, kitaplara, meleklere ve kadere imandan önce namaz ve zekatı emretmesi gerektiği anlamına gelirdi. Bu hiç mantıklı mıdır?
Ayrıca hadiste, Yemen halkı Muaz'ın Şehadet davetine icabet etmeseydi, Peygamber Efendimizin (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun) bu durumu onaylayıp onları kendi hallerine bırakacağına dair bir işaret var mıdır?
Dolayısıyla kardeşlerim, bu hadisin öne sürülen kademeli geçişle hiçbir ilgisi yoktur ve mesele biraz tefekkür edildiğinde gayet açıktır.
Peygamber'in Müslüman olan topluluklara bazı şeyleri emredip bazılarını yasakladığı birçok hadis vardır ve emirleri ile yasaklarını çeşitlendirdiğini görürüz. Örneğin, Abdülkays heyeti ona geldiğinde onlara dört şeyi emretmiş ve dört şeyi yasaklamıştır. Onlara yalnızca Allah'a imanı emretmiş ve "Yalnızca Allah'a iman nedir bilir misiniz?" diye sormuştur. Onlar "Allah ve Resulü daha iyi bilir" deyince şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namazı kılmak, zekatı vermek, Ramazan orucunu tutmak ve ganimetin beşte birini vermektir." Onlara dört şeyi de yasaklamıştır: Hantem, dubba, nakir ve müzeffet; bunlar içki yapımında kullanılan kaplardı. Bu hadis müttefekun aleyhtir (Buhari ve Müslim'de geçer).
Burada Peygamber Efendimiz orucu ve ganimetin beşte birini vermeyi zikretmiş, içki kaplarını yasaklamıştır; oysa bu hususları Muaz hadisinde zikretmemiştir. Bu durum, Abdülkays heyetine Yemen halkından farklı bir kademeli yasama veya uygulama yaptığı anlamına mı gelir?
Mesele kademeli geçişle ilgili değildir ve bu emirler ile yasaklar sınırlayıcı değildir. Hadis bize sadece, İslam'ın hükümlerini bilmeyen bir topluma gittiğinizde, bu hükümleri onlara sunarken bir öncelik sırası gözetmeniz gerektiğini öğretir; ta ki hükümler üzerlerine yığılıp da onları öğrenmekten ve uygulamaktan aciz kalmasınlar.
Namaz, Yemen halkının o an ihtiyaç duyduğu anlık ve ivedi bir emirdir; Müslüman olur olmaz namaz kılmaları gerektiği için onu öğrenmeleri şarttır. Oruç ise, Ramazan'dan hemen öncesine kadar öğretilmesi ve neleri bozduğunun anlatılması ertelenebilecek bir ibadettir. Aynı şekilde hac, ömürde bir kez ve geniş zamanlı bir vaciptir. Usul alimlerinin kaidelerinden biri de şudur: "Açıklamanın ihtiyaç vaktine kadar ertelenmesi caizdir."
Aynı şekilde hadisten çok önemli bir meseleyi daha anlıyoruz: Yemen halkı, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ettikleri andan itibaren Allah'a mutlak kulluklarını ilan etmiş, Şeriat'ın egemenliğini kabul etmiş ve ona boyun eğmişlerdir. Artık kendilerine bir emir verildiğinde, tekliğini kabul ettikleri Allah'ın emri olduğu için ona derhal uyarlar. Bundan sonra ortaya çıkacak her meselede Muaz, onların ilah, rab ve kanun koyucu olarak tekliğini kabul ettikleri Allah'ın hükmüyle karar verir.
Peki, bunun bazılarının savunduğu kademeli geçişle ne ilgisi var? Bu sadece tebliğ ve eğitimde bir öncelik sırasıdır; Allah'a kullukta ve O'nun hükümlerine boyun eğmede bir kademelilik değildir. Şehadetle mutlak kulluk ve boyun eğme ilan edildiği andan itibaren Şeriat uygulanmış demektir. Eğer bu ilandan sonra henüz hac mevsimi gelmediği için Yemen halkından kimse hacca gitmemişse veya kimse zina etmediği için şer'i ceza uygulanmamışsa, Şeriat henüz tam uygulanmadı mı diyeceğiz? Elbette hayır, aksine o tam anlamıyla uygulanmaktadır.
Bu gerçek nerede, beşeri kanunları olduğu gibi bırakıp demokratik süreçlerle "İslamileşene" kadar onlarla hükmetmeyi savunmak nerede?
Daha sonra kardeşlerim, Peygamber (Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun), Raşid Halifeler ve onlardan sonrakilerin dönemindeki İslam fetihleri tarihi boyunca; İslam'a giren birinin örneğin bir yıl boyunca içki içmesine veya zina etmesine izin verilip, daha sonra bunun yasaklandığı şeklinde İslam'ın uygulanmasında bir kademelilik olduğuna dair bir bilgi gelmiş midir? Aksine, İslami hükümlerin tamamı uygulanıyordu ve fethedilen ülkelerde hükümlerin bu şekilde uygulanması yaygın ve mütevatir bir gerçektir. Herhangi birinin elinde bilmediğimiz tarihsel bir örnek var mı? Eğer varsa, o zaman bize getirsin.
Hadiste bahsetmek istediğim çok büyük bir fayda kaldı, ancak sizi yormamak adına bunu Allah'ın izniyle bir sonraki bölümde ele alacağız.
Bölümün özeti: Muaz hadisi, Allah'ın hükümlerine boyun eğmiş ve onları yerine getirmeye hazır olan insanlara İslam şeriatının açıklanmasındaki öncelik sırasına bir delildir; şeriatın uygulanmasında kademeli olunacağına dair bir delil değildir. İzin verin tekrar edeyim: Muaz hadisi, Allah'ın hükümlerine boyun eğmiş ve onları yerine getirmeye hazır olan insanlara İslam şeriatının açıklanmasındaki öncelik sırasına bir delildir; şeriatın uygulanmasında kademeli olunacağına dair bir delil değildir.
Allah'ın izniyle bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.