Değerli dostlar, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
"Şeriat'a Destek" serimize devam ediyoruz. Bugün, son derece önemli bir konuyla; İslamcıların siyasi çalışmalarındaki hatalarından kaynaklanan inançla ilgili zararlarla karşı karşıyayız.
Kardeşlerim, serinin bu bölümünde Allah'ın izniyle şu şekilde ilerleyeceğiz; burada hassas bir detay var, bu yüzden lütfen odaklanın:
Başlangıçta, bazı İslamcıların hatalı siyasi uygulamaları sonucunda birçok Müslümanın maruz kaldığı inançsal, düşünsel ve yöntemsel zararları açıklayacağız.
Bu bizi bir sonraki adıma götürecek. Burada söz konusu İslamcılara şöyle diyeceğiz: Siz bu siyasi uygulamalarınızı "maslahat ve mefsedet" (fayda ve zarar) kaidesini kullanarak meşrulaştırdınız ve siyasi eylemlerinizin, onlardan doğan zararlardan daha büyük faydalar getirdiğini söylediniz. Şimdi, ilk adımda uygulamalarınızdan kaynaklanan zararların boyutunu ortaya koyduktan sonra, gelin savunduğunuz kaideyi uygulayalım ve hesabı yeniden yapalım. Göreceğiz ki; şu ana kadar gerçekleşen inançsal ve yöntemsel zararlar, hayal ettiğiniz ve umduğunuz tüm sözde faydalardan çok daha büyüktür. Dolayısıyla, bizzat kendi teorik kurallarınız bile uygulamalarınızın haram olduğu sonucuna varmaktadır.
Ardından üçüncü adımda, parlamenter İslamcıların maslahat ve mefsedet kaidesini kullanma biçimlerini en baştan kabul etmediğimizi açıklayacağız. Bu kaidenin uygulanmasındaki aşırı sapmanın, İslam'ın esaslarını nasıl yıktığını ve nihayetinde İslam dini olmayan yeni bir din ürettiğini ortaya koyacağız.
Bugün, İslamcıların demokratik sürece dahil olmalarının olumsuz etkileri, Şeriat karşısındaki tutarsız duruşları, verdikleri tavizler ve tüm bunların Müslümanların inançları ile tasavvurları üzerindeki etkileri hakkında konuşmaya zemin hazırlayacağız.
Müslümanların inancına yönelik olumsuz ve zararlı etkiler derken neyi kastediyoruz? Bunları burada kısaca zikredeceğim; detaylar ise sorunun kaynağını bilip Allah'ın izniyle tedavi etmek adına gelecek bölümlerde gelecektir. İnsanların düşüncelerinde ve hitap dillerinde meydana gelen değişimleri takip edenlerin zihninde, zikredeceğim her bir etki için pek çok kanıt canlanacaktır.
Bu etkilerden bazıları şunlardır:
Neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp dağılacaktı. Bu felaket niteliğindeki etkilerin herhangi biri, bir fayda deniziyle karıştırılsa bile onu ifsat ederdi. Bu olumsuz etkiler iki kelimeyle özetlenebilir: Dinin elden gitmesi. Evet, dinin elden gitmesi.
Tüm bunlardan sonra bazıları soruyor: Neden bu serideki nasihatlerini kamuoyuna açıklamak yerine İslami partilere ve liderlerine şahsen iletmiyorsun? Gerçek şu ki kardeşlerim, beni bu seriyi hazırlamaya iten en önemli sebep; insanların inançları, tasavvurları ve fikirleri üzerindeki bu felaket sonuçlardır. Siz ey bazı İslamcılar, hatalı uygulamalarınız nedeniyle bu sonuçlarda en büyük paya sahipsiniz. Bu hatalar alenen yapıldı ve olumsuz etkileri gördüğümüz gibi genele yayıldı; dolayısıyla bu durumda gizli nasihat yeterli olmaz.
Burada, "İslamcılar" terimini bu bağlamda sadece bir kolaylık ve kısaltma olması amacıyla kullandığımızı vurgulamamız gerekir. Biz bu terimle, demokratik yasama sistemi ve beşeri anayasalar çerçevesinde, parlamentolar ve başkanlık seçimleri aracılığıyla değişim yapılabileceğine inananları kastediyoruz. Özellikle İslam'ı yıkan felaket niteliğindeki etkilerini inceledikten sonra, bu yaklaşımın aslen İslami olduğunu asla kabul etmiyoruz; öyleyse nasıl İslami olabilir? Bu nedenle, "İslamcılar" yerine "demokrasi davetçileri" terimini kullanmaya daha yatkın olacağız.
Ayrıca, mevcut durumu değiştirmek için çalışan, içinde doğru ve yanlış gördüğümüz yöntemleri olan İslami partilerin, yönelimlerin ve bireylerin varlığının farkında olduğumuzu da belirtmek isteriz. Ancak onlar, en azından demokrasi yoluna girmekten, tavizler vermekten ve bunları meşrulaştırmaktan kurtulmuşlardır. Dolayısıyla bu serideki eleştiri ve düzeltmeler, özellikle bu kesimlere yönelik değildir.
Tekrar konumuza dönecek olursak: Alimler daha önceden, bahsedilen bu olumsuz etkilerin ortaya çıkma ihtimaline karşı uyanık mıydılar? Cevap: Evet. Peki, bu etkiler ortaya çıktıktan sonra uygun tavrı aldılar mı? İşte bunu, Allah'ın izniyle bir sonraki bölümde öğreneceğiz.
Bölümün özeti: Demokrasi davetçilerinin izlediği yol, insanların inançları üzerinde, umulan her türlü maslahattan daha kötü olan zararlara yol açmıştır.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.